Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Bir Paşa’nın şehadeti!
03 Eylül 2013
20:22
450 Kez Okundu

yalkuc

Silivri Devlet Hastanesi’ne giderken, cezaevi aracında, Ataman da vardı, yeni partili, bize Doğu Perinçek’i anlatıyor, çok yükseklerde dolaşıyoruz.

Ben, ilk kez karşılaştığım Engin Paşa’ya sormak istiyorum, “Necdet Paşa ne yapıyor”, sorum işte budur.

Doğrudan cevap verdi, “bizi kurtarmak için”, böyle başladı, devamını ben dillendiriyorum, “şehadeti seçti, seçiyor”, anladığım bu şekildedir.

Şimdi tartışmanın merkezindedir.

***

Çalışkan Paşa!

İlker Paşa Hazretleri’nin, “Allah aşkına, ne yaptığını sanıyorsun, Necdet Paşa” üslubuyla sorusuna, sırayla, Gül Abdullah, Çiçek Cemil, Erdogan Recep Beyefendiler cevap yetiştirdiler, “çok çalışıyor” dediler ve üçü de “şahidim” elfazını eklediler.

Bundan Necdet Paşa’nın sık sık gidip, “ne olacak bu askerlerin hali” dediğini anlıyoruz, “yaparız” cevabı tekrardadır ve Hasdal’a ve Silivri’ye “yakında çıkıyorsunuz” haberleri ulaşmaktadır.

Amma ve lakin çıkmaz ayın Çarşambası’nı bir türlü bulamıyoruz.

Necdet Paşa’nın meselesi budur ve Erdoğan bundan memnundur.

Kibri tatmin olmaktadır ve “dışına çıkarsa suçtur” demeyi ihmal etmemektedir.

Nereye çıkacak ki, kitabında yoktur.

***

Diller arasında!

Bir sürpriz var, “şahit” ve “şehid” sözcükleri bizde aynıdır ve hoş olsun, birini “a” ve diğerini “e” ile yazıyoruz. Keyif bizimdir.

Not ediyorum, biz Türkler Arabi’yi Farisi’den biliriz, iki örnek verebilirim, Araplar misli “şükran” demeyiz, İranlılar tarzında “teşekkür ederiz”, teşekkür mikonem; buradan alıyoruz.

İkincisi, Şah İsmail, pek gaddar Selim’e Türkçe yazıyor ve cevabını Farsça alıyordu, tarihimiz ve dilimiz budur.

Be şehadet rasiden, Farisi, şehadete ulaşmak, demektir; Kahireli küçük Esma misli Tanrı’ya yetişmek, Albay Mustafa Önsel, “Beşiktaş’ta Sırtlan Pususu” nam, güzel kitabında, zaman arıyorum ve hepsini yazmak istiyorum,

“Hakka ulaşmak” diyor ki son derece rahatsız edici buluyorum.

Biz laikiz, böyle tabirler kullanmıyoruz ve ölürken, Tanrı’nın tek olduğuna tanıklık ediyoruz.

Tanrı Yolu’nda ölüm varsa, bu ölümü, martir olma sayıyoruz ve “şahit” ya da “şehit” tabir ediyoruz.

Bu kadar basittir, diyorum.

***

Boş çıkan vaatler!

Erdoğan İlker Paşa’ya da “hemen, şimdi, yakında” demişti; Paşa’nın Silivri’de, nutkunda bu açıktır, tarihini dahi vermektedir.

Erdoğan sözde cömerttir, ya yapmıyor ve ya da yapamıyor, ancak sözler, Genelkurmay Başkanı vesile oluyor, Hasdal’a ve/veya Silivriye ulaşıyor.

Cem Amiral’in ifşaati şahittir ve tamamını yayınlamasını öneriyorum.

Necdet Özel’in, sır katibi efendi vasıtasıyla açıkladıklarından, şimdi Necdet Paşa’da, önce Balyoz ve sonra Silivri Mahkemesi mensuplarının tahliye edilecekleri vaadi var.

Halen bu vaat ile yatıp kalkıyoruz.

Ancak Tayyip Bey çok sıkıntıdadır, uyuyamıyor, diyebiliriz.

Esma’dan çok Genelkurmay Başkanı’na, Paşalara ve Silivri’ye sıkılıyor ve göz yaşları sel olmaktadır.

Olsun, belki “hayırlara vesiledir” diyorum.

***

AKP şehidi!

Önceki yazının son dizesi yanlış olmuştur, doğrusu, “eşhedü enne, Allah için, şehidimdir” idi, düzeltiyorum. “Şahidim, Allah için şehidimdir”, doğrusu işte budur.

Artık Gül ve Çiçek ve Erdoğan’ın şehididir.

Yalçın Küçük – Aydınlık

Yalçın Küçük hakkında:

Cevap Yazın


7 − = 1

FpsAgency