Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Özel okul rezaletlerine “dur” diyecek kimse yok mu?.
30 Eylül 2020
08:52
64 Kez Okundu

atakan

Ayşe hanım,

Oğlu askerde vatani görevini yapıyor… Kızı lise son sınıf öğrencisi, bu sene üniversite sınavına girecek…

Ayşe hanım ve eşi,

Çorum’un fakir bir köyünden yıllar önce göç edip Ankara’ya yerleşmişler… Daha iyi bir gelecek için!..

Ayşe hanım,

Eşim ve benim için kız kardeş gibidir. Yıllardır evimize haftada 1 gün eşime işlerinde yardım için gelir. Evimizi ona teslim eder gideriz, hiç gözümüz arkada kalmaz. Özü sözü bir Türk kadınıdır.

Ayşe hanımın eşi Musa bey,

Aşçılık yapıp evinin geçimini temin etmeye çalışıyor. Malum pandemi süreci, çoğu zaman evde para kazanmadan oturuyor…

Ayşe hanım,

Haftanın bir günü bizde diğer günleri başka evlerde çalışır… Askerdeki oğluna para göndermek, özel sağlık meslek lisesinde okuyan kızının yılık okul parasını ödeyebilmek için çoğu zaman haftalık izin bile yapamaz. Kıt kanaat geçinirler… Mevsimine göre köylerinden getirdikleri ürünleri eşe dosta satarak aile bütçesine katkı yapmaya çalışırlar…

Eminin sizlerin oralarda da çook Ayşe hanımlar ve Musa beyler vardır… Bu bir yurdum gerçeğidir!..

Ayşe hanım, önceki gün (Pazartesi) bizim evdeydi. Çok dertliydi. Öfkesi burnundan çıkıyordu. Sabah çayını bile içmedi. Hatun ile heyecanlı heyecanlı konuşmasına kulak misafiri oldum. Eşim emekli öğretmen. Çocukları da ilk tahsillerinde onun öğrencisiydi. Akıl danışıyordu Ayşe hanım. Geçen eğitim dönemi kızlarını okuttukları özel sağlık meslek lisesine pandemiye, okulların kapalı olmasına rağmen tıkır tıkır paralarını ödemişlerdi, bor harç da olsa. Eve geldiğinde sorardı, “Ahmet bey bir haber var mı, bir gelişme var mı?  Okula gidilmediği süre için paralarımız geri ödenecek mi?”diye… Ben de her defasında dilim döndüğünce malum düzeni anlatıp çok umutlu olmaması gerektiğini söylerdim.

Ayşe hanım,

Bizim evin sokağında oturur. Yani ikametgahı; Dikmen Ankara…

Ayşe hanımın kız çocuğu Sıla,

Dikmen’de Özel Bahar Sağlık Meslek Lisesi’nde okuyordu… “Okuyordu” diyorum çünkü şu anda büyük bir kaos içinde…

Ayşe hanımın anlattıklarından yola çıkarak izah etmeye çalışayım;

Hiçbir toplantı ve bilgilendirme yapılmadan, okulun Keçiören’de bulunan Özel Gönül Yılmaz Anadolu Meslek Lisesi’nde eğitim faaliyetlerine devam edeceğini bildirmişler. Bir gece ansızın taşınmışlar!.. Ankara’yı bilenler bir hesap etsinler… Dikmen niree Keçiören nire… Ankara’nın ta bir ucunda ta diğer ucu… Toplu taşıma ile en tenha trafikte en az bir saat sürer… Taşınma sebebi olarak da Bahar Sağlık Meslek Lisesi’ndeki badana ve tadilat işleri gerekçe gösterilmiş. Veliler tepki gösterince, “Merak etmeyin tadilat işleri bitsin okulumuza geri döneceğiz” denmiş… Ayrıca öğretmenlerin ve sınıfların değişmeyeceğine dair kesin sözler verilmiş. Gel gelelim verilen sözlerin hiçbiri tutulmamış. Uzaktan eğitim dahil!.. Sıla, bu sene üniversite sınavına gireceği için haklı olarak paniğe kapılmış. Anne ve babasına okulunu değiştirmek daha iyi eğitim veren bir okula geçmek istediğini söylemiş. Ayşe hanım ile Musa bey ne yapsınlar?.. Kızlarının isteği doğrultusunda yine özel bir okula nakil için harekete geçmişler. Gel gör ki, okul idaresini aşamamışlar. Nedeni ise, verilmeyen eğitimin, yüz yüze yapılmayan eğitimin parası… Okul idaresi bu seneki 12 milyar tutarındaki eğitim ücretinin yüzde 10’unu istiyorEğer bu parayı ödemezlerse Sıla’nın naklini vermiyor. Yüz yüze eğitim verilmiyor… Zoom üzerinden eğitim ilan edildiği gibi 17 Ağustos’ta başlamamış. Yaklaşık 1 hafta önce başladığı velilere aksak giden telefon mesajları ile iletilmiş. Ona da ne Sıla girebilmiş ne de başka bir arkadaşı… EBA misali!..

Ayşe hanım,

Geçtiğimiz pazartesi günü bizim evden erken saatte çıktı. Keçiören’deki okulun idarecileri ile görüşmek, onları ikna etmek ve Sıla’nın naklini istediği okula alabilmek için. Saat 18 civarıydı. Telefonuma baktım, Ayşe hanım arıyordu. Sinirleri boşalmış neredeyse ağlayacak haldeydi. “Ahmet bey, siz ‘git konuş. Nasıl olurda naklini vermezler. Verirler’ demiştiniz. Ama dilekçemizi kabul etmiyorlar. Tartıştık, üzerimize yürüdüler. ‘Gidin nereye şikayet ederseniz edin. Ücretin yüzde 10’unu peşin ödemezseniz çocuğunuzun naklini vermeyiz. İsterseniz mahkemeye verin’ diyorlar. Ayşe hanım, verilip tutulmayan sözleri bir daha anlattı, okul müdürünün çirkin hareket ve ifade tarzlarıyla beraber. Öğrenci ve velilere yardımcı olmaya çalışan öğretmenlerde bu azarlardan nasibini alıyormuş. Daha fazla ayrıntıya girmek istemiyorum!.. Maalesef eğitim sistemimiz içinde ayarı bozuk bu tip insanlara, kurumlara son dönemlerde sıkça rastlar olduk. Desteği ve gücü nereden alıyorlarsa!.. Pek cesurlar!.. Ne Allah’tan ne de kanundan korkuyorlar!.. Ayşe hanıma, bir dilekçe ile durumu Ankara İl Eğitim Müdürlüğü’ne bildirmesini tavsiye ettim. Telefonu kapattığımda müdür beyin hâlâ bağırtıları duyuluyordu…

Geçen yazmıştım; sadece çöken EBA değil diye…

Ne diyeceğimi ne yazacağımı bilemiyorum!..

Bu başıbozukluktan bu sahipsizlikten bu keşmekeş ortamdan sadece Ayşe hanım ve Sıla kızımız mı nasibini alıyor?…

Sanmıyorum!..

Sizin de ya başınızdan geçen yada şahit olduğunuz nice örnekler vardır. Ayşe hanım, biraz daha şanslı… Seslerini – bir ihtimal- duyurabilecek bir gazeteci dostları var… Ama yine de çok korkuyordu, eğitim müdürlüğüne dilekçe vermeye giderken “ya başımıza bir şey gelirse” diye…

Uçan kaçan Türkiye’den vatandaş manzaraları!..

Hangisine yanalım?..

Soygun düzenine mi?.. Korku imparatorluğuna mı?…

Tercih sizin!.. Seç beğen al…

Yazı başlığımı yeniliyorum; BEKÇİSİZ KÖY!..

-Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun…

KORKUSUZ

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


1 × = 7

FpsAgency