Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Televizyonculuk dersi
29 Eylül 2020
09:11
30 Kez Okundu

ozince

Özgeçmişimi bilenler benim böyle bir ders vermeme itiraz etmezler. Gelelim ders konumuza:

***

Bu yazıyı gazetemiz yazarlarından Zülâl Kalkandelen’in “Gazeteci taraftır” (15.9.2020) başlıklı yazısından aldığım ilhamla yazıyorum: Yazıdan öğrendiğime göre Bay Cavit Çağlar, “Olay” adlı bir televizyon kuracağını ilan etmiş. Bay Çağlar eski bir bakan. Para ve üretim aracı sahibi, yani kapitalist bir şahıs. Bunu bildiğim için kuracağı televizyonun nasıl bir şey olacağını da tahmin ediyorum. Kurucularından (TRT Televizyonu, 31.01.1968) biri olduğum ve karakterini çok iyi bildiğim bir ortam.

***

Bay Çağlar bu, parası var, teknik donanımı çok yüksek bir televizyon kurabilir. Tamam ama Kalkandelen kardeşimizin yazısından aktarmam gereken bir tartışma var: “Gazeteci Fatih Altaylı, iş insanı, eski Bakan Cavit Çağlar’ın yeni kurduğu Olay TV hakkında kendisine söylediklerini yazdı. 

Altaylı’nın yazdığına göre, Çağlar, ‘Yorum yok, taraf tutmak yok, yorum yapanı kulağından tutar atarım, baskı olursa kapatır giderim’ demiş. /  Birkaç gündür sosyal medyada buna tepkiler yoğunlaşınca, Çağlar, Altaylı’yı yalanlayarak ‘Editoryal bağımsızlığın garantisi benim’ şeklinde bir açıklama yaptı. Hemen ardından Altaylı, ‘Vallahi de billahi de öyle dedi’ diye yemin ederek yazdıklarının doğru olduğunu söyledi.

***

Editoryal bağımsızlık” kavramı geçmemiş olsaydı bu yazıyı kesinlikle yazmazdım. Yazılı ve görsel basın için son derece önemli bir kavramdır. Ama ilkin 1970’li yıllar içinde TRT televizyonunda yaşadıklarımı aktarmak istiyorum. Biliyorsunuz, TRT, 1960 Anayasası’na göre özerk bir devlet kuruluşu idi: Özerkti, bir genel müdürü ve yönetim kurulu vardı:

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT), devlet adına radyo ve televizyon yayınlarını gerçekleştirmek amacıyla, 01 Mayıs 1964’te, özel yasayla özerk tüzel bir kişiliğe sahip olarak kuruldu.

***

TRT özerkti ama yaşları 25’i aşmayan yapımcı ve yönetmenler kendilerinin de özerk olduğunu sanıyorlardı. Kendi kafalarına göre program yapmak istiyorlardı, ama “Kuruluş ve Görev Yönetmeliği”nde ne yazdığını bilmiyorlardı. Bu yönetmeliğe göre ilk koşul “Cumhuriyet’in ilkelerine uymak” idi.

Bir gün, bir bayram programını izlemek için TRT Genel Müdürü Adnan Öztrak da geldi. Programı izledikçe yüzü renkten renge girdi. Programın yayımlanmasının olanaksız olduğunu söyledi. Bunun üzerine celallenen program yapımcısı “Ben özerk bir yapımcıyım, bana karışamazsınız” deyiverdi. Adnan Öztrak dondu kaldı. Bir süre sonra bana dönerek: “Özdemir Bey, bu arkadaşlara kendilerinin değil, TRT’nin özerk olduğunu anlatmıyor musunuz?” dedi. Sonra kulağıma eğilerek “Kendilerini işten atmaya yetkim olduğunu da söyleyin” diye ekledi.

***

Editoryal bağımsızlık üzerine Kenan Duman imzalı bir tanımlama okudum internette:

Gazetelerin ya da medya kuruluşlarının siyasal iktidara, her türlü güç odağına ve kendi sahibinin çıkarlarına karşı gazeteciliğin temel ilkeleri, etik değerleri ve kamusal hizmet anlayışı gereği haber ve yayın politikası açısından bağımsız olması önemli bir ilkedir…/…Editoryal bağımsızlık, sadece yazıişleri kadrosunun değil, bizahati muhabirin de yazıişlerine karşı habercilik ilkeleri çerçevesinde bağımsız olmasını, haberine karışılması durumunda söz sahibi olmasını da gerektirir. Gazeteciliğin bir meslek olarak ve haberlerin işlenişi açısından dikey olmaktan ziyade yatay ilişkilere olanak tanıması okur, muhabir ve yazıişleri kadrosu arasında demokratik bir ilişki kurulması zeminini de sağlamaktadır. Böyle bir ilişki aslında Editoryal bağımsızlığın da güvencesi sayılabilir.

***

Akademik ve teorik bir tanımlama okudunuz. Gerçek ve uygulamada, yayın organının ve çalışanların patrona karşı editoryal bağımsızlığa sahip olabilmesi için, aralarında bu bağımsızlığı tanımlayan noter tasdikli ve ayrıntılı bir anlaşma gerekir. Muhabirin görece bağımsızlığına gelince, bu muhabirin itibarına ve yazıişlerinin bilgeliğine bağlıdır. Gazetecinin taraflı olma hakkı elbette vardır ama bindiği geminin de taraflı (aynı tarafta) ve bağımsız olması koşuluyla.

***

Bay Çağlar’ın patron olduğu bir televizyonda yöneticilik yapmam ben!

Yorum yok, taraf tutmak yok, yorum yapanı kulağından tutar atarım, baskı olursa kapatır giderim.

Adamı kulağından tutar atarmış! Önce sen kulağını kurtar!

Cumhuriyet

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


5 × 8 =

FpsAgency