Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
NATO O Raporu Niye Açıklamıyor?
21 Eylül 2020
19:36
25 Kez Okundu

myildiz

“Zaferler ayı” Ağustos boyunca Rum-Yunan-Fransız üçlüsüyle Doğu Akdeniz krizi yaşadık. AB, ABD ve NATO da tam kadro bu üçlüye destek verip, Türkiye’ye “havuç-sopa” gösterdi.

Nihayetinde 24-25 Eylül’de yapılacak olan AB Zirvesi öncesinde kriz şimdilik sonlandı.

Nasıl sonlandı?

Türkiye’nin Oruç Reis gemisini ikinci kez Antalya Limanı’na çekmesiyle!..

İlkinde, Türkiye-Yunanistan arasındaki arabuluculuk girişimlerinde bulunan AB dönem Başkanı Merkel’in elini rahatlatmak amacıyla çekildi. Ancak Yunanistan’ın Mısır’la anlaşma yaparak hem Türkiye’yi hem de Merkel’i “aldattığı” ortaya çıktı ve Oruç Reis yeniden bölgeye döndü.

Bu arada Fransa ve Yunanistan neler yapmadı ki!..

Tatbikatlar… Dibimizdeki adalara silahlı çıkarmalar… Batı Trakya Türkleri’ne baskınlar… Mısır’la yapılan anlaşmayı onaylama… Sınırımıza devasa haç dikme… Türkiye’yi saldırganlıkla suçlayıp tehdit etme… “Deniz yetki sınırları ve sondajlar konusu dışında hiçbir şeyi görüşmeyiz”diye meydan okuma, yani diğer tüm gaspların “hakkı” olduğunu savunma… Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile görüşmeyi dahi reddetme… Ama illa da Oruç Reis’in çekilmesini olmazsa olmaz şart koşma.

Türkiye de 11 Eylül’de “gerginliğin azaltılması” şartlarını açıkladı. Bu şartlar şunlardı:

- Yunanistan’ın Oruç Reis etrafındaki gemilerini çekmesi

- NATO’nun ayrıştırma insiyatifine destek vermesi

- Meis dahil Doğu Ege adalarını silahlandırmaktan vazgeçmesi

- Batı Trakya’daki azınlığa yönelik son dönemde artan baskılara son vermesi.

Yunanistan bir tanesinin bile gereğini yerine getirmedi, ama Oruç Reis çekildi.

Neden?

Erdoğan’ın ifadesiyle, hem “bakım”hem de “diplomasiye bir fırsat tanımak”için!..

Karar Yunanistan’ı, AB’yi ve ABD’yi, “Yetmez ama evet” diye sevindirdi. Bakalım, Brüksel’deki zirveye kadar Ankara’dan daha neler isteyecekler!..

Bu Defa NATO’nun Hatırına Mı?

Bu defaki geri çekilmede NATO’nun da ağırlığı ve “hatırı” olduğu anlaşılıyor.

Neydi NATO’nun girişimi?

Genel Sekreter Stoltenberg, siyasi görüşmelerden ayrı olarak iki ülke askeri heyetlerinin NATO’da “ayrıştırma usullerini” görüşmesini önerdi. Ankara hemen kabul etti. Stoltenberg, Yunanistan’ın da kabul ettiğini açıkladı, ama Atina anında yalanladı. Ankara, görüşmelerin başladığını savunurken Atina, “Hayır, biz sadece NATO yetkilileriyle görüşüyoruz.” dedi.

Özetle Yunanistan, Oruç Reis geri çekilene kadar Türkiye’yle NATO masasına oturmadı, ancak ondan sonra toplantıya katıldı.

Oruç Reis’in NATO hatırına çekildiğini vurguladık. Hangi NATO’nun hatırına?

PKK’yı terör örgütü sayıp saymadığı belli olmayan, YPG/PYD’yi terör örgütleri listesine almayı kabul etmeyen, kolejlerinde bölünmüş Türkiye haritaları kullanan, tatbikatlarda Atatürk ve Erdoğan’ı hedef tahtasına oturtan, S-400 almamıza karşı çıkan, Rum kesimini üye yapmak için çalışan ve Fransa’nın öncülüğündeki “Haçlı savaşında”Ankara’nın da onay vermesiyle Libya’yı bombalayan NATO’nun!..

Bari Özür Dileselerdi

Şuraya geleceğim;

Bilindiği gibi, geçtiğimiz aylarda Libya açıklarında Türk ve Fransız gemileri arasında bir gerginlik yaşandı. Fransa, NATO misyonunda görevli gemisinin Türk donanması tarafından taciz edildiğini öne sürüp Türkiye’yi NATO’ya şikayet etti. NATO da Genel Sekreter Stoltenberg’in talimatıyla soruşturma başlattı.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ise defalarca, böyle bir şeyin olmadığını kayıtlarıyla NATO’nun sivil ve askeri makamları önünde ispatladıklarını anlatıp, “Ey Fransa! Bizden, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden özür dilemeniz lazım. Orada yapılan bir şeyi, yanlış ve doğru olmayan bilgilerle koskoca NATO’nun, o kadar bakanın önünde saldırgan duruma sokamazsınız, zan altında bırakamazsınız.”dedi.

NATO’nun yaptığı soruşturmanın sonucu mu?

Yetkililerimizden değil Reuters’dan öğrendik. Soruşturma bitmiş, 130 sayfalık bir rapor hazırlanmış. Ancak rapor kamuoyuna açıklanmayacak, yani sümenaltı edilecekmiş.

NATO yetkilileri bunun gerekçesini de, “Konu, kamuoyu önünde tartışılmayacak kadar hassas. Bölgede de durum hassas. Suçu paylaştıramadık. Paris ve Ankara söz savaşı yürütüyor. Türkiye, enerji hakları konusunda Yunanistan ve ittifak lideri ABD’yle de anlaşmazlık halinde. Bu müzakerelerin bir sonucu olup olmayacağı belli değil. Paris, Ankara veya Atina’dan gelen her söz, müttefiklerin konumlarından geri dönmelerini daha da zorlaştırıyor.”gibi ifadelerle izah etmiş.

NATO cephesinde son durum bu; Türkiye açısından hiç de iç açıcı bir tablo değil.

Keşke kime karşı, nereden medet umulduğu en baştan belli olduğu halde, ona güvenip, “Ey Fransa! Özür dile.” denmeseydi!..

Veya madem ki, bir kez daha bu “muhteşem müttefikliğe” halel gelmemesi için arabuluculuğu kabul edilip Oruç Reis geri çekildi, karşılığında bari NATO’nun Fransa’ya ağız ucuyla da olsa özür diletmesi sağlanabilseydi!..

Yine de moralleri bozmayalım… Ankara’nın hala gücünün yettiği epey “düşman”var; gazeteciler, avukatlar, doktorlar gibi!..

Sincan’dan açık cezaevindeki tüm dostlara kucak dolusu sevgiler…

Müyesser Yıldız
Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
G4 Blok

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


8 × 9 =

FpsAgency