Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Savulun Bilal Erdoğan geliyor
02 Ağustos 2020
08:49
121 Kez Okundu

ozince

26 Temmuz 2020 tarihli Cumhuriyet gazetemizde Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’la ilgili bir haber okudum. Bilal Erdoğan katıldığı bir televizyon programında şöyle konuşmuş: “İlkokulda olduğum yılları hatırlıyorum. Çok net bir şekilde alfabemizden dolayı geri kaldığımız bize anlatıldı. O zaman sorgulamamıştım ama sonradan düşününce… O zaman komşumuz Yunanistan niye alfabesini değiştirmemiş? Komşumuz Gürcistan… Hadi Gürcistan’ı çok ileri bir ülke olarak değerlendirmeyelim. Japonya niye alfabesini değiştirmemiş? Çin niye alfabesini değiştirmedi? O zaman insan diyor ki demek ki gelişmenin alfabeyle bir alakası yokmuş” demiş.

***

AKP Genel Başkanı’nın, Cumhurbaşkanı’nın oğlu deel mi neden konuşmasın, diye çıkışanlar olabilir, çıkabilir. Benim yaşımdakiler böyle şeylere alışkın değildir. Bizler, CHP iktidarının başbakanlarından Şükrü Saracoğlu’nun oğlu ve yeğeniyle maça gittiğini ama onları yanına alıp şeref tribününe götürmediğini; şoförüne para verip gençlere bilet aldırdığını biliriz. Bilal Bey bilet alarak hiç maça gitti mi acaba? Sanmam!

***

Bilal Bey hangi vesile ile televizyona çıkmış olabilir? Ahmet Necdet Sezer, yedi yıl cumhurbaşkanlığı yaptı, çocuklarından birinin televizyona çıktığını anımsamıyorum. Demokratik ülkelerde cumhurbaşkanlarının, başbakanların çocukları pek bilinmez. Ama Kaddafi’nin, Saddam’ın, Esad’ın çocukları neredeyse her gün ekranlarda ve basının sayfalarındaydı. Jivkov, kızını kültür bakanı yapmıştı, damadı da galiba futbol federasyonu başkanı idi.

Süleyman Demirel bilavelet idi ama yeğeni vardı. Meşhur oldu. Turgut Özal’ın çocukları sahneye çıktılar, bir daha inmediler. Erbakan’ın mahdumu az kalsın halef oluyordu.

Bilal Bey de maç öncesi sahaya çıkmış da ısınıyormuş gibi.

***

Sadece Bilal Bey değil ben de 1943-1948 yılları arasında Arap alfabesi yüzünden geri kaldığımızı duydum öğretmenlerimizden. Öğretmenler doğru söylüyordu: Mekteplerde ve medreselerde sadece Arap harfleri kullanılmıyor, aynı zamanda öğretim de Arapça idi. Osmanlı güya egemen bir devlet ama egemenliği altındaki bir ülkenin (ülkelerin) dilini okullarında kullanıyor; kendi dili olan Türkçeyi hor görüyor. Buna ancak yuh ve zort çekilir.

***

İnsan, başbakan ya da cumhurbaşkanı oldu diye çocukları âlim ve muallim olmaz, olamaz. Bu hak ve imtiyaz ulemanın çocuklarına verilmişti.

Evet, Japonlar, Çinliler, Yunanlar dahası Sırplar, Ruslar ve Bulgarlar da alfabelerini değiştirmediler. Değiştirmediler çünkü kullandıkları alfabeler kendi icatlarıydı. Slavların kullandığı Kiril alfabesi Aziz Kiril ve kardeşi Metodius tarafından 9. yüzyılın başlarında yazıldı.

Devrimci Cumhuriyetimiz, halkımızı Arap kültürünün dışına çıkarmak için alfabe değiştirdi.

O tarihte yani alfabe devriminden önce nüfusun ancak yüze beşi okuma yazma biliyordu. Bu yüzde beşin içinde gayrimüslim nüfus daha fazlaydı. Ha şu da var: Yazı devrimi Kuran’ın Türkçeleştirilmesinden bağımsız değildir.

Bilal Bey’in Arap harflerini savunması çok anlamsız. Çünkü Arap harfleriyle okuyup yazmayı kesinlikle öğrenemezdi. İmam hatip Arapçası da hiç yetmez!

***

Bu İslamcı zevat ne yazık ki yalana alışkındır. Cumhuriyetin gerçeklerini yalanla çürütmek isterler. Yalanlarını, saptırmalarını, yanlışların, hiç utanmazları istediğiniz kadar kanıtlayıp yüzlerine vurun, tınmazlar bile ve on dakika sonra aynı yalan ve yanlışları inatla tekrarlamayı sürdürürler. 1800-1923 yılları arasında, başta 2. Abdülhamit olmak üzere Osmanlı padişahlarının kaybettikleri toprakları Lozan’da kaybettiğimizi yemin billah söylerler.

***

Biraz araştırdım yağcı takımından Hakan Çelik meğer alaturka CNN’de mahdum beyle (ki kendileri Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı imiş…) söyleşi “polgramı” yapmış. Demek ki bayramda enişte tarafından öpülmüş. Bu Hakan Çelik, mahdum Bilal Bey’in İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Arapça bildiğini söylüyor. Bu yağcılar, fanfinfon edince mahdum beylerin o dili bülbül gibi konuştuğunu iddia ederler. Bir dilde doğru yazmadıkça o dil bilinmez. Bir dili konuşmakla bilmek arasında dağlar kadar fark vardır. Ve ayrıca: Kendi dilini iyi bilmeden yabancı dil öğrenemezsin…

***

Sonuç olarak bi şeyinde boncuk arandığına göre: Savulun! “Dâhi çocuk” mahdum Bilal Bey geliyor!

Cumhuriyet

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


7 − 4 =

FpsAgency