Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Lorand Gaspar
07 Temmuz 2020
09:02
37 Kez Okundu

ozince

Masanın üzerindeki kitaplar arasında, RTÜK rezaletinin sergilenmesinde işe yarayacak bir metni ararken Lorand Gaspar’ın Feuilles d’observation (Gözlem Sayfaları, 1986) adlı kitabı elime geldi ve yüreğim cız etti. Ölümünden (20 Ekim 2019) birkaç yıl önce Paris’te ona telefon etmiştim. Telefona kendisi çıkmışti. Türkçesiyle “Telefonda konuşan Özdemir İnce” demiştim. Bana, “Böyle tuhaf adı olan bir tanıdığım yok!” demişti. Kendimi tanıtmak, hatırlatmak için yedi dereden su getirdim. Nuh diyor peygamber demiyordu. “Monsieur, je ne vous connais pas (Bayım, sizi tanımıyorum)” diyordu. Üzülerek telefonu kapattım. “Neden” diye soruyordum.

***

2019 Nisanı’nda Alzheimer hastalığından dolayı hastanede yatan Salah Stétié’den (28.9.1929-9.5.2020) söz ederken Vénus Khoury Ghata, şairin yemek yediğini unuttuğu için durmadan bir şeyler yiyip çok şişmanladığını söylemişti. Lorand Gaspar’la başımdan geçeni anlatınca “O zavallı da Alzheimer” demişti. Beni tanımaması demek hastalığından kaynaklanıyordu.

***

Lorand Gaspar’ı tanımazsınız. Türkiye’de şiir dostları arasında birkaç tanıyanı çıkar belki. Benim gibi yazarlar, bazen, sadece kendilerini ilgilendiren konularda da yazarlar. Nedeni bilinmez. Belki de yazının konusunda gizli bir şey vardır. Kendisi de bilmez.

Lorand Gaspar’a dönelim: 1925 yılında kültürlerin buluşma noktası Doğu Transilvanya’da doğdu. Ailesi Macar kökenliydi. Bükreş politeknik okuluna girmişti ki askere alındı (1943). Savaş sırasında bir toplama kampına gönderildi. 1945 yılında buradan kaçıp Fransa’ya iltica etti ve burada tıp okudu, cerrah oldu. Kudüs ve Bethleem’de ve 1970’ten itibaren de Tunus’ta Fransız hastanelerinde çalıştı.

***

1980’lerde Fransa Sefareti Müsteşarı olan Philippe Baude aracılığıyla Lorand Gaspar’ın şiirini ve ilgilendiği coğrafyayı öğrendim: Filistin toprağı ve çöl (Sol absolu, 1972), Anadolu ve Ortadoğu uygarlığı ve Ege Denizi ile çok ilgiliydi. Seferis’i Fransızcaya çevirmişti. Bir şiir kitabının adı Ege ve Yahudiye (Égée suivi de Judée, 1980) idi. 2001’de Patmos’u yazdı.

Benim de şiir kazdığım  topraklar, otladığım çayırlar, içime çektiğim hava.

Philippe Baude sayesinde Lorand Gaspar’la yazışmaya başladık. O bana kitaplarını gönderdi, ben ona Fransızcaya tercüme edilen kitaplarımı gönderdim. Arkadaş ve dost olduk. Ama hiç buluşup yüz yüze gelemedik. 1986 yılında biz Ülker’le Paris’teyken bizi Sidi Bou Said’teki (Tunus) evine davet etti. Yazın göbeğiydi, uygun tarihlerde Tunus’a uçaklarda yer yoktu. Marsilya’ya gidip oradan gemiye binmek gerekiyordu. Bu da uygun değildi.

***

Bu arada 1986 yılında Gözlem Sayfaları’nı gönderdi. İçinde Türkiye üzerine gözlemler de vardı. 1960-1966 notları arasında. İthaf şöyle: “Özdemir İnce’ye gerçek dostlukla ve bir gün kanlı-canlı buluşmak umuduyla. Lorand Gaspar, Paris, 11 Haziran 1990.” Kitap 16 Haziran 1990’da elime geçmiş.

***

Kitabın ilk sayfasına 18.6.1990 günü, Çiçek Bar’da şunları yazmışım: “İnsan gövdesine dokunmak; sonsuzluğa ve hiçliğine gözkapaklarının. Dön köşeyi (Bilir misin?) bekleyen seni (beni) mi? Dünyanın toprağı olan rahim!”  

Bir şiir başlangıcı! Çok olanaklı, çok verimli! 1990 yıllarına ait, o yıllara tapulu duyarlık. Şiir için iyi bir tramplen!

***

Kitabın içinde 3 Nisan 1990 tarihli bir davetiye göndermiş. Macar Enstitüsü ile Paris Şiir Evi’nin ortaklaşa düzenledikleri “Lorand Gaspar Günleri”nin davetiyesi. Bana neden göndermiş olabilir? Anayurdunun kendisini unutmadığını haber vermek için mi? Bu var ama Macaristan’ın bir başka dille (Fransızca) yazan Lorand Gaspar’la gurur duyduğunu da kanıtlayan bir belge değil mi?

***

Sovyet iç savaşından kaçarken ailesi ile birkaç yıl Varna’da yaşayan Alain Bosquet aklıma geldi. Alain’in ölümünden birkaç yıl sonra Varna kenti büyük bir alana açılan caddenin köşesinde Alain Bosquet’nin büstünü dikmişti (2008). Alan üzerindeki bir kahveden bir Fransız şansonunun sesinde Norma ile (Alain’in eşi) dans etmiştik.

***

Ama Cumhuriyet’in Fedaisi Dr. Reşit Galip’in Mersin’de küncü kadar da olsa bir yeri yok! Yazının amacı belki de bu cümle idi!

Cumhuriyet

yurduma can feda hakkında:
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Cevap Yazın


2 × 5 =

FpsAgency